Bir yolculukta kalışın, bir boşluğa tutunuşun, dert çemberinden geçerken yoldaki bir çiçeğe takılan aklın kime zararı var? … Asmalı evin kapısından son girişiydi belki. Uzun süren bir yolculuktan gelip yine sonu belirsiz
Yayla yoluna sabahın ilk ışıkları vurmuştu. Serpil, pencereden dışarı baktığında, Fırtına Deresi’nin buğulu sesiyle uyanmıştı yine. Annesi mutfakta kara lahana çorbası kaynatırken, küçük kardeşi Elif, yerde dizili oyuncaklarıyla oynuyordu. Hava serindi ama
Gün ışığı, evin duvarlarına bir gölge gibi sinmişti. Mutfakta parlayan ışık, masanın altından çekilip giden bir suyu andırıyordu. Mutfak, kendi temposuna yetişemeyen bir atletin
Odadaki sarkaçlı saat, zamanı ölçmekten sıkılmışçasına ve yalnızca varlığını hatırlatan bir sesle odanın sessizliğini bozuyordu. Tik, tak… Tik tak… Ses toz zerreciklerinin ikindi güneşiyle
Ne ara sabah oldu da sokağa çıktım. Emin değildim. Gökyüzü ne mavi ne gri bugün. İçimdeki uğultu sokağa taşmadan yürüsem iyi olacak. Nereye gitmeliyim,
Sultaniçe tabelası göründüğünde, birden geçmişe döndü. Yıllardır uğramadığı bu yolda, virajların arasından bir anlığına çocukluğuna dair ince bir ses belirdi. Dedesinin bastonunun kuru toprağa
Hastalık hastası Ercan Bey, eşi Meryem’in vefatından sonra iyice hassaslaşmıştı. Her gün internetten saatlerce araştırma yapıyor, kendi kendine koyduğu teşhisleri kızı Elif ‘e anlatıyordu.Annesi
Belirlenen günde A4’de bir araya geldiler. Nokta hem üzgün hem de sinirliydi:“Arkadaşlar bizler dilbilgisi kuralları arasında iş olsun diye yer almıyoruz. Son zamanlarda kalemlerin
Gökyüzüne baktı. O griden hüznü çalan buluta… Belki adımlarını hızlı atmıyordu ama kalbi adımlarından bir adım öndeydi. Omuzlarını acıtan çantaya, yola tüküren adama, karşıdaki
Akşamın kızıllığı sulara gömülmek üzereyken fotoğraf makinesini yanına alıp sahildeki gün batımını fotoğraflamanın heyecanı içinde arabasına bindi. Akşam güneşi, önüne bir perde gibi çekilmek
Sürekli göz hapsinde tutuluyor, günlerdir bahçeye çıkmaya dahi cesaret edemiyordum. Gün içinde pencereden dışarıyı izliyor bakışlarımız kesişir kesişmez hızla geri çekiliyordum. Kafamı kapıdan uzatacak
Selam. Hoş geldin. Ne tuhaf değil mi? Hoş gelmediğini bile bile seni sevinçle karşılamak… Geleceğinin yakın olduğunu biliyordum. Seni beklediğimi kimselere söyleyemedim. Nasıl söyleyeceğimi