Gece
Gündüz

Alper Turgut ile Yurt Dışında Eğitim Üzerine

27 Haziran 2026

Konuşanlar: Nisanur Taylan, Şana Yıldırım

Alper Bey merhabalar. Yurt dışında eğitim almayı düşünen ancak kafasında bazı soru işaretleri bulunan gençler adına bizzat işin içinde olan sizinle sohbet etmek istedik. Bizi kırmayıp görüşme teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Asıl ben davetiniz için teşekkür ederim.

Öncelikle bize kendinizden ve çalışmanızdan misiniz?

Öncelikle bahseder kendimden kısaca bahsedeyim. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği lisansımı tamamladım, ardından İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptım. Şu anda da Belçika’da UHasselt’te doktora yapıyorum.

Çalışma alanım aslında günümüzde çok önemli bir problemle ilgili. Bildiğiniz gibi dünyada ciddi bir enerji krizi var ve bununla birlikte her sektör karbon ayak izini azaltmaya çalışıyor. İnşaat sektörü de bu konuda önemli çünkü kullandığımız malzemeler, özellikle çelik ve beton, üretim sırasında çok fazla karbon salımı yapıyor.

Benim çalışmam da tam olarak burada devreye giriyor. Yüksek karbon ayak izine sahip bu malzemeler yerine, ahşabı daha fazla kullanabileceğimiz sistemler geliştirmeye çalışıyorum. Ahşap hem daha çevre dostu hem de doğru kullanıldığında oldukça dayanıklı bir malzeme. Bunun yanında sadece malzemeyi değiştirmekle kalmıyoruz. Aynı zamanda binaların ömrü bittiğinde kullanılan malzemelerin çöpe gitmesi yerine tekrar kullanılabilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Yani aslında “yap-kullan-at” mantığından çıkıp, daha sürdürülebilir bir sistem kurmayı hedefliyoruz.

Çalışma yöntemimiz de üç farklı aşamadan oluşuyor: analitik, numerik ve deneysel. Basitçe anlatmak gerekirse, önce hesaplamalar yapıyoruz ve bilgisayar ortamında simülasyonlar kurarak bir yapının nasıl davranacağını tahmin ediyoruz. Daha sonra gerçek hayatta deneyler yaparak bu tahminlerin doğru olup olmadığını test ediyoruz. Böylece yaptığımız modellerin ne kadar güvenilir olduğunu anlamış oluyoruz.

Yurt dışında okuyan bir öğrencinin eğitimini bitirdikten sonra Türkiye’ye dönmesi mi yoksa orada kalması mı daha avantajlı?

Hayattan ne istediğinize bağlı. Eğer insan kendini en çok kendi ülkesinde mutlu hissediyorsa, şartlar ne olursa olsun Türkiye’ye dönmek uzun vadede daha tatmin edici olacaktır. Ama bu tamamen kişisel bir tercih. Bunu da denemeden anlamak zor. O yüzden benim tavsiyem, mümkün olduğunca farklı deneyimler edinmek ve kendinizi tanımaya çalışmak. Yurt dışında bir süre yaşayıp görmek, sonra karar vermek en sağlıklısı olur.

Öğrenciler yurt dışı eğitim için ülke seçerken eğitim kalitesi, yaşam maliyeti, kültür gibi dinamiklerden en çok neye dikkat etmeli?

Hayatta herkesin öncelikleri farklı olabilir, o yüzden bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ama benim tavsiyem, öğrencilerin sadece eğitim kalitesine ya da maliyete değil, gidecekleri ülkenin kültürüne de mutlaka dikkat etmeleri.

Özellikle dil konusu çok önemli. Eğer bilmediğiniz bir dilin konuşulduğu bir ülkeye gidiyorsanız ve uluslararası öğrenci sayısı da azsa, kendinizi yalnız hissetme ihtimaliniz yüksek olabilir. Bu da hem sosyal hayatınızı hem de akademik motivasyonunuzu etkileyebilir.

Sonuçta en önemli şey, kendinizi rahat ve mutlu hissedebileceğiniz bir ortamda olmak. Ayrıca şunu da unutmamak lazım: Ana dili İngilizce olmayan birçok ülkede İngilizce günlük hayatta çok yaygın kullanılmayabiliyor. Bu yüzden ülke seçerken dil ve sosyal uyum konusunu iyi araştırmak büyük avantaj sağlar.

Yurt dışı eğitime kabul edilme sürecinde not ortalaması mı yoksa sosyal faaliyetler mi daha belirleyici?

Lisans eğitimi için çok net bir tecrübem yok ama yüksek lisans ve doktora için şunu söyleyebilirim: Kendinizi kanıtlayabileceğiniz somut ve belgeli çıktılar çok önemli.

Özellikle uluslararası akademik yayınlar, projeler ya da yaptığınız çalışmalar sizi diğer adayların önüne geçirebilir. Çünkü ne kadar bilgili ve yetkin olursanız olun, karşınızdaki kişiye bunu kanıtlamak zorundasınız. Öte yandan bazı burs programlarında, özellikle lisans ve yüksek lisans seviyesinde, sosyal faaliyetler de oldukça belirleyici olabiliyor. Ama burada da önemli olan, yaptığınız şeylerin belgelenmiş olması. Çünkü sizi değerlendiren kişiler aslında şuna bakıyor: Gününüzün çoğunu boş mu geçiriyorsunuz, yoksa akademik veya sosyal olarak aktif, üretken ve enerjik bir insan mısınız? Bu fark gerçekten çok belirleyici oluyor.

Sonuç olarak aslında ikisi de önemli. Akademik başarı sizi güçlü bir aday yapar, aktif ve enerjik bir profil ise sizi daha tam bir aday haline getirir.

Türkiye’de okuyan ve yurt dışı eğitim hedefleyen bir öğrencinin CV’sini güçlendirme adına yapabileceği en etkili şeyler nelerdir?

Öncelikle CV’nizi dolduracak deneyimler edinmek.😊Henüz lise öğrencisi olduğunuz için hayat gerçekten fırsatlarla dolu. Şunu sakın unutmayın: Dünyanın en başarılı insanları bile sizin yaşınıza geri dönmek için her şeyden vazgeçerdi. O yüzden vaktiniz ve enerjiniz varken hem sizi geliştirecek hem de keyif alacağınız deneyimlerin peşinden gitmenizi öneririm. Bu deneyimler; kulüp faaliyetleri, gönüllülük çalışmaları, küçük projeler ya da kendi başınıza başlattığınız girişimler olabilir. Önemli olan aktif olmak ve bir şeyler üretmek. Unutmayın, kimse sizden ilk girişimlerinizde veya projenizde büyük başarılar beklemiyor. Önemli olan enerjik ve istekli olmak. Hiçbir tecrübenin sonucundan korkmayın. Ne olursa olsun size güzel bir anı ve tecrübe olarak kalacaktır.

CV hazırlama kısmında ise en önemli nokta sadelik ve dürüstlük. Abartılı ve tekrar eden bilgilerden kaçınmak gerekiyor. Şunu unutmamak lazım: CV’nizi okuyan kişi de bir insan ve neyi hangi niyetle yazdığınızı anlayabiliyor. Ayrıca bu kişiler yüzlerce, hatta binlerce CV görmüş oluyorlar. Bu yüzden yaptıklarınızı gereksiz yere şişirmek yerine sade, net ve gerçekçi bir şekilde anlatmak çok daha etkili olur.

Yurt dışında okumak gerçekten herkes için ulaşılabilir bir hedef mi yoksa sadece maddi durumu iyi olanlar için mi ulaşılabilir?

Lisans eğitimiyle ilgili çok net bir tecrübem yok, o yüzden o kısım için genelleme yapmak zor.Ama yüksek lisans ve doktora düzeyinde şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Kesinlikle herkes için ulaşılabilir bir hedef. Ben ve benim gibi birçok kişi, ne ailesinden ne de kendi birikiminden bir maddi destek almadan yurt dışında eğitim alıyor. Burada önemli olan doğru programları ve burs imkanlarını takip etmek.

Ayrıca şuna da inanıyorum: Bir şeyi gerçekten istiyorsanız, o konuyu daha çok araştırıyor ve neyi nasıl yapmanız gerektiğini de öğreniyorsunuz. Yani süreç biraz çaba, takip ve istek gerektiriyor.

Burs bulma sürecinde öğrencilerin bilmediği ama önemli olan noktalar nelerdir?

Öncelikle en önemli şey, asla pes etmeden mümkün olduğunca fazla programı takip etmek. Birçok öğrenci bu sürecin ne kadar erken başladığını fark etmiyor.

Özellikle Batı ülkelerinde bürokratik süreçler çok önceden başlıyor. Hatta bazen gelecek yıl için açılan bir burs programının başvuruları, düşündüğünüzden çok daha erken bir tarihte kapanmış olabiliyor.

Bu yüzden benim en önemli tavsiyem şu olur: Asla son anı beklemeyin. Mezun olmayı beklemeden araştırmaya ve başvurularınıza başlayın. Ne kadar erken harekete geçerseniz, o kadar fazla fırsat yakalarsınız. Bugün ya da yarın, bu konuda planları olan insanlar için en önemli tavsiyem budur. Batı dünyasında bürokratik işlerin aylar hatta yıllar önce başlayabileceğini asla unutmayın.

Yurt dışında öğrenci olmanın en büyük ‘lüksü’ sizce nedir? (Maddi veya manevi)

Bu aslında gideceğiniz ülkeye göre değişen bir konu. Ben kendi deneyimim üzerinden, Kuzey Avrupa ülkelerini düşünerek cevap verebilirim. Manevi olarak en büyük “lüks”, hayatın daha planlı ve dengeli olması diyebilirim. İnsanlar tatil günlerinizde sizden iş beklemiyor, bireysel alanınıza saygı duyuluyor ve genel olarak daha düzenli bir yaşam kurabiliyorsunuz. Ayrıca konser ve festival gibi etkinlikleri seviyorsanız, bu tarz imkanların daha fazla olması da önemli bir artı.

Ama şunu da unutmamak lazım: Yurt dışına yerleşirken birçok konuda yalnızsınız. Her şey her zaman planladığınız gibi gitmeyebilir. Ev bulma sürecinde zorlanabilirsiniz, bürokratik işlemler karmaşık olabilir. Bu yüzden neyi yapıp yapamayacağınızı önceden araştırmak ve benzer süreçlerden geçen insanlarla iletişimde olmak çok önemli.

Maddi açıdan bakarsak, teknolojik ürünlere erişim genelde daha kolay ve daha uygun fiyatlı. Ancak günlük yaşam giderleri Türkiye’ye kıyasla biraz daha yüksek olabiliyor. Yani bazı şeyler daha ucuzken, bazı şeyler daha pahalı olabiliyor.

Üniversiteler öğrencinin gerçekten kim olduğunu nasıl anlıyor, yani orada kendimizi doğru yansıtmanın yolu ne?

Öncelikle şunu söyleyebilirim: Ben lisans ve yüksek lisans öğrencilerine ders veren ve tez danışmanlığı yapan biri olarak, birkaç yıllık tecrübemle bir öğrencinin nasıl bir profilde olduğunu 1-2 görüşmede büyük ölçüde anlayabiliyorum. Bu yüzden sizin karşılaşacağınız öğretmenler ve danışmanlar için de durumun benzer olduğunu söyleyebilirim.

Öğrencilerin yaptığı en büyük hatalardan biri, karşılarındaki insanların kendilerini tam olarak anlayamadığını düşünmek. Aslında çoğu zaman düşündüğünüzden daha iyi anlaşılıyorsunuz.

Kendinizi doğru yansıtmanın en iyi yolu ise doğal ve dürüst olmak. Abartmaya ya da olmadığınız biri gibi görünmeye çalışmaya gerek yok. Çünkü bu durum genelde çok hızlı fark ediliyor. Ayrıca yurt dışındaki birçok üniversitede Türkiye’den biraz farklı sistemler var. Örneğin, bölümünüzden memnun olmadığınızı fark ederseniz, sizinle birebir ilgilenen danışmanlar bulunuyor. Bu kişilerin görevi, sizi yönlendirmek ve gerçekten ne yapmak istediğinizi bulmanıza yardımcı olmak. Bunu, liselerdeki rehberlik öğretmenlerinin üniversite versiyonu gibi düşünebilirsiniz.

Bu danışmanlar; ilgi alanlarınızı keşfetmekten çalışma düzeni oluşturmaya kadar birçok konuda destek sağlayabiliyor. Tabii bu benim bulunduğum üniversite için geçerli, diğer üniversitelerde sistemler değişebilir.

Başvurularda özgün olmak deniyor ama çoğu öğrenci benzer şeyler yazıyor. Bu süreçte gerçekten fark yaratmak nasıl mümkün?

Bu konuda birkaç farklı yöntem var ama bence her şeyin temeli dürüst ve abartısız olmak. İnsanlar genelde “farklı olayım” derken kendilerini olduğundan farklı göstermeye çalışıyor, ama bu çoğu zaman ters etki yaratabiliyor.

Özgünlük aslında çok karmaşık bir şey değil. Kendinizi net, samimi ve özgüvenli bir şekilde ifade edebilmek en önemli nokta. Enerjinizin ve gerçekten o programa neden başvurduğunuzun karşı tarafa geçmesi gerekiyor.

Eğer CV’nize çok güvenmiyorsanız, biraz daha yaratıcı ve dikkat çekici yollar denemek mümkün. Bazen alışılmışın dışında bir yaklaşım, herkes tarafından olumlu karşılanmasa bile doğru kişinin dikkatini çekebilir. Risk almaktan korkmayın. Ama CV’niz zaten güçlü ise, ekstra “farklı olmaya çalışma” çabasına çok gerek yok.

Bu durumda en etkili şey, motivasyonunuzu ve özgüveninizi açık bir şekilde göstermek. En önemlisi de şu: Karşınızdaki kişilerin de bir insan olduğunu unutmayın ve onları gözünüzde büyütmeyin. Samimi, net ve kendiniz olarak yazdığınızda zaten fark yaratmanız çok daha kolay oluyor.

Verdiğiniz bilgiler eminiz ki çok faydalı olacaktır. Çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Teşekkür ederim, herkese başarılar diliyorum.