Gece
Gündüz

Dmitri Kantemir: Âsî Bir Prensin Hüzün Kokan Meşki

11 Şubat 2025

Her türden müzik dinlemeyi seven biri olarak dinlediğim müziklerin bestekarları hakkında bilgi edinmeyi de severim. Bir zamanlar öğrenci yurdunda Mount&Blade oynarken bir moda rast gelmiştim. Oyuna Osmanlı İmparatorluğu modu yapılmıştı. İlk göreve başlarken arkada bir santur darbesiyle başlayıp hüzünlü bir taksimle devam eden bir melodi çalıyordu. Müzik bana çok duygusal ve kasvetli gelmişti. İşte Dmitri Kantemir’in dünyasıyla o zaman tanışmıştım. Ama kendisini Henüz tanımıyordum.

Yıllar sonra yine karışık bir çalma listesi oynatırken aynı ezgilere tekrar rast geldim. Beni daha ilk duyduğumda uzaklara götüren o bestenin ismi… Yoktu. Evet, Kantemir bestelerine isim vermemişti. Der makâm-ı hüseynî, usûleş: çenber yazıyordu başlıkta. Keyifle dinledikten sonra araştırmaya, perde arkasını deşmeye başladım.

Dmitri Kantemir, Boğdan beyi Konstantin Kantemir’in oğluydu. O dönemin kanunlarına göre İstanbul’a rehin olarak getirilmişti ve burada pek çok alanda eğitim görmüştü. Tarihçiliğinin yanı sıra müzikle ilgilenen Kantemir, kendi kurguladığı nota sistemine göre her bestesini kaydetmiş ve Türk müziğine bambaşka bir katkıda bulunmuştu.

Bestelerini dinlerken önce 17. Yüzyıl İstanbul’unun arka odalarına sokuyor bestekar sizi. Sonra ezgiler daha çoşkun bir hale gelerek bir Balkanlının gözünden Osmanlı’yı seyrettiriyor. Adeta bir kış günü Boğdan sarayında İstanbul’u anlatıyor size. Her bestesinde yanına oturup onu dinliyorsunuz. Klasik Osmanlı müziğini muhteşem bir lezzetle yorumladığı gibi perdeler dinleyiciyi bazen anavatanına bir seyahate çıkarıyor.

Tarihe bir yolculuk fırsatı veren Dmitri Kantemir bestelerini, bu tarzı sevmeyen kimselerin bile dinlemesi gerektiğini düşünüyorum bazen. Çünkü bu bestekar maalesef gölgede kalmıştı. O gölgeyi kendisi daha da karanlık bir hale getirmişti.

Ne yazık ki Kantemir, babasından sonra Boğdan beyi olunca İstanbul’dan ayrılırken sadakati dahil olmak üzere her şeyini orada bırakmıştı. Bunca lezzetli bir mirası Türklere hediye eden bestekar, maalesef bey olduktan sonra Osmanlı’ya ihanet edecekti. Artık bu ezgilerin içine bir duygu daha eklenmişti. Yol ayrımı…

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.