Gece
Gündüz

Perişân (Tefrika 3. Bölüm)

17 Eylül 2025

Vedat, sabah erkenden Pervin’i alıp Ser-Tabip Hikmet Efendiye göstermek üzere götürdü. Ama Hikmet Efendi o gün yazıhanesinde bulunmadığından Pervin’i mumaileyhin muavini Muzaffer Bey muayene etti.

“Getirmekle iyi etmişsiniz Vedat Bey. Kızcağızın hususi muamele ve istirahate ihtiyacı var. Yalnız öksürüğünün sebebini tamamen anlayamadım. Daha rahat muayene etmesi cihetinden biz Pervin’i Tabibe Asime Hanıma götürelim.” dedi.

Hastane arabasıyla Asime hanımın evine gittiler. Mumaileyh evinde yalnız yaşamaktaydı. Misafirlere kapıyı kendisi açtı. Pervin ile tanıştırıp kapıda teslim ettiler. Ayrılmadan evvel Muzaffer Bey;

“Efendim muayenenizi bir rapor halinde hazır edip bana veriniz.” diye tembihledi. 

Sabaha böyle başlayan Vedat, Muzafferle vedalaştıktan sonra doğruca kaleme gitti. O günün Vedat için farklı bir ehemmiyeti vardı. Sarayda kâtiplik vazifesi almak için yüksek mercilerle hukuku olan dostu Vecdi Bey ile müracaatın neticesi hakkında görüşecekti.

Mülkiye binasına girer girmez soluğu Vecdi’nin yazıhanesinde aldı. 

“Cevap geldi mi?” Vecdi Bey tebessüm etti. 

“Maalesef. Daha dur bakalım. Hakkında tetkikat yeni başladı.”

“Ne zaman nihayet bulur?”

“Bilmem. Hele otur bir kahve içelim seninle.”

“Olur.”

“Halin keyfin nasıl?”

“İyi hamdolsun. Bugün  yeni misafirimizi hastaneye götürdüm.”

“Ne misafiri?”

“Dün gece herifin birini çocukcağızı döverken gördük. Meğer köle tüccarıymış. Biraz uğraştan sonra kızın fidyesini ödedim. Himayeme aldım.”

“E hayırlı olsun derdim ama daha ilk günden marazı çıktıysa ilerisini bilemem artık.”    

“İnşallah daimi bir hastalık değildir.“

”Âmin. E…Sâfî ne yapıyor?”

“Gazetede çalışıyor işte. Bu işte epey sabretti. Ama kazandığı iki gün cebinde kalmıyor. Her akşam şu Derviş Bey’in oğlu Saffet var â, onun evinde kağıt oynuyor.”

“Ya rabbi ne günlere kaldık! Ona tembih et de oraya çok uğramasın. Maazallah zabitin biri görür baskın yapılır da gözünün yaşına bakmaz tıkarlar içeri.”

“Ben de söylüyorum ama nafile. Tavırları tıpkı babam gibi… Onun gibi konuşuyor. Onun gibi giyiniyor. Onun ne türlü adetleri var idiyse o türlü Sâfî’de de var. İnşallah akıbeti de babama benzemez.”

“Eğer hakiki nasihat ettiysen bırak artık ne olacağına kendi karar versin. Beyhude yere bin türlü nasihatten ise bir musibet kâfidir dememiş atalarımız. Biraderinin elini bırakma ama her düştüğünde sen kaldırmaya çabalama.”

“Doğru söylüyorsun.”

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Sonraki Yazı

Perişân (Tefrika 2. Bölüm)

Önceki Yazı

Karadeniz

Don't Miss