Taze bir haber gibi gelip ruhumuza sımsıcak bir merhaba şavkı düşüren Baharımızın kucak dolusu sevinçleriyle dirilen küçücük bir tohumun hikâyesini anlatmaktır bu gece payımıza düşen.
Avuçlarımın içine alıp hayretle baktığım o küçücük tohum seneler eksildikçe göğe doğru uzanan umudun muştusuna doğru yol alır sabırla. O, kendisine ait olan ve kendi rüştünü aşikâr kılacak olan bütün hakikatleri heybesine atarak karanlık, soğuk bir toprağa gömülür, henüz cemreler düşmemişken. Çekeceği onca ıstırap küçücük bir tohumun sırtına nasıl yüklenir ki? O tohum nerden öğrenmiş çekeceği zahmetin ona sonsuz bir rahmet ve güzellik kazandıracağını…
O’na ve bize yolu gösteren kâinattaki her oluşun aşkla meydana geldiğini, onun bir şubesinin olduğunu ve o eşikten geçmeden toprağın her bir zerresine sıkıca tutunamayacağı gerçeğini kim fısıldamıştı ki kulağına? O, zamanın kendisine bahşedeceği gül bahçelerinin kokusunu nereden alıyordu ki küçücük bir avuçta bile kaybolan cüssesinin zamanla semalarda yükseleceğini, orada çiçekleneceğini ve sapasağlam duracağını hangi sözden devşirilen anlam arayışında bulmuştu?
Onun her zahmete katlanmasının altında yatan bu ulvi gaye uğradığı hangi gönlü yeşertmemiş ki şu
garip dünyada… Durdum ve uzunca baktım çiçeklenen ağaçlara. Bin yıllık bir sessizlikle selamladı beni sıra dağlarda uzanan kimsesiz ağaçlar. Rüzgârlarla fısıldandı kulağıma bir tohumun hikâyesindeki esrarlı manâlar. Bize ait olan ve bir o kadar da uzak kaldığımız bu pak hakikat nasıl olmuşta bu telaşın arasında
kendisine yer bulamamıştı, her yeri işgal eden kalabalıklarla çevrilen etrafımızda? Oysa masum ve münzevi bir bahar gününde her bir sırrını aşikâr edip tefekkürümüze yeni bir kimlik kazandırır bir tohumun toprakla olan seferi. Talip olanın payına düşen derin bir sükût halinde sıralanan kelimeler ve onların bağrında sevgiyle yeşerecek olan bambaşka hikâyeler…
Şimdi vaktidir baharın muştusuyla bestelenen, yeni bir başlangıç için dirilen, insanlığımıza en büyük armağanıdır bir tohumun can suyundaki damlaların serinliği. Usulca teslim edelim kendimizi toprağın can suyunda sabırla çatlamayı bekleyen umutlara. Bize uzanan şefkat eliyle yakalım yüreğimizin çırasını. Yarınları el değmemiş bir sevgiyle atalım tabiatın bağrına…