Gece
Gündüz

Manisa’nın Tarihi ve Doğal Güzellikleri: Şehzadeler Şehrinde Bir Yolculuk

10 Ekim 2024

Bu yazı, 4-5-6 Ekim 2024 tarihlerinde Rize Valimiz Sayın İhsan Selim Baydaş‘ın düzenlemiş olduğu gençlik kampında, yine kendilerinin hediyesi ile okuyup tahlil ettiğimiz Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir kitabının tesiri ile yazılmıştır.

Şehzadelerin gözdesi, veliaht ilan edilen şehre giden şehzadelerin uğrak noktası: Tabii ki ikinci memleketim Manisa’ya götüreceğim sizi. Manisa’nın her yeri bana göre tarihi bir yer sayılabilir. Bugün sizlere yaşadığım ilçe olan Şehzadeler ilçesinin tarihi dokusunu, doğasını ve festivallerini anlatmak istiyorum.

İlk olarak, Mimar Sinan’ın Ege Bölgesi’nde yaptığı tek cami olan Muradiye Camii’nden bahsetmek istiyorum. İçine girdiğinizde sizi büyüleyecek bir atmosfere sahip olan bu cami, gerçekten etkileyicidir. Caminin arka tarafında ise bir çocuk kütüphanesi bulunur; mutlaka uğramanızı tavsiye ederim.

Bir sonraki durağımız, caminin hemen yanında yer alan Saruhan Parkı. Adından da anlaşılacağı üzere burada Saruhan Bey Türbesi bulunuyor. Kısaca Saruhan Bey’in hikayesinden bahsetmek istiyorum: Saruhan Bey, Manisa’yı 1313 yılında fetheder ve şehir, kılıç hakkı olarak ona verilir.

Hemen karşıda duran bir diğer önemli yapı ise Sultan Camii’dir. Ancak biz Manisalılara göre bu caminin adı “Mesir Camii”dir. Camii, geniş bir alana yayılmış imaret, medrese, hamam, hankâh, darüşşifa, çifte hamam ve sıbyan mektebinden oluşan bir külliyeye sahiptir. Bu camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından yaptırılmıştır. Mesir Camii olarak anılmasının sebebi ise meşhur mesir macununun bu camiden halka dağıtılmasıdır.

Mesir macunu, Manisa’nın ünlü şifalı yiyeceğidir ve mutlaka tadına bakmalısınız. Rivayete göre, Ayşe Hafsa Sultan bilinmeyen bir hastalığa yakalanır ve caminin başhekimi Merkez Efendi, 41 çeşit bitki ve baharattan oluşan şifalı bir macun hazırlar. O günden bugüne her yıl Mesir Macunu Festivali yapılır.

Aslında sizlere Manisa’nın her yerini ve tarihini anlatmak isterdim ama en önemli yerleri kısaca tanıtmak istiyorum. Bir sonraki durağımız ise Niobe, yani Ağlayan Kaya. Efsanelere göre, Cuma günü saat 9’da bu kayanın ağladığı söylenir. Niobe’nin hikayesi ise oldukça üzücüdür. Niobe’nin yedi çocuğu vardır ve çocuklarının sayısı nedeniyle, sadece iki çocuk doğurmuş olan Leto’ya karşı böbürlenir. Bunun üzerine Leto’nun çocukları, Apollo ve Artemis, Niobe’nin çocuklarını okla vurarak ormanda öldürür. Niobe, tüm giysilerini parçalayana ve saçlarını yolana dek ağlamaya devam eder. Tanrılar ona acır ve sonunda Spil Dağı’nda taş kesilir. Ne üzücü bir hikâye, değil mi?

Ben sizlere Manisa’nın tarihi eserlerini ve hikayelerini tanıtmaya çalıştım. Umarım bir gün Manisa’ya gelir ve bu yerleri ve daha birçok güzelliği görme şansınız olur.

Görsel telif bildirimi: Ziegler175 – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0, Bağlantı

Sonraki Yazı

Memleket Meselesi

Önceki Yazı

Fakir Baykurt, Eşekli Kütüphaneci Kitabı Üzerine Notlar