Akıllı olmak iyi bir şey midir? Yoksa insanlara yük getiren, onlara yeni sorumluluklar yükleyen, her şeyin farkında olmalarına neden olup ızdırap veren bir olgu mudur? Babaannem “Aklı olmayanın sefası çoktur.” derdi. Peki ya aklı çok olanın?
Charlie IQ’su altmış sekiz olan özel bir bireydir. IQ seviyesi altmış dokuz ve altı en düşük seviyedir. Zihinsel yetersizlik anlamına gelir. Ama Charlie bu durumdan rahatsız değildir. Ona göre herkes onu sevmekte ve iyi davranmaktadır. Otuz iki yaşındaki Charlie bir fırıncıda çalışmakta ve orasının basit işlerini yapmaktadır.
Bu sırada bazı bilim adamları bir deney yapmaktadır. Deney farelerinin üzerinde ameliyat ve deneyler yapan bu bilim adamları Charlie gibi olan Algernon adlı fareyi akıllı yapmayı başarır. Bu deneyin insanlar üzerinde de etkili olup olmadığını anlamak için Charlie’yi de ameliyat ederler.
Charlie gerekli ameliyatı olur ve bir süre sonra normal bir insandan daha akıllı hale gelir. Hatta fare Algernon’u ilk sefer yener. Sonrasında ise üniversite hocalarını dahi basmakalıp bulacak kadar akıllı biri haline gelir.
Charlie akıllandıkça insanların gerçek yüzünü de görmeye başlar. İnsanlar onu sevmemekte, onunla oynayıp dalga geçmektedir. Ona ayak işlerini yaptıran insanlar, çelme takmakta düşmesini seyredip gülmektedir. Charlie gerçeğin farkına varınca çok üzülür. Ama onu daha çok üzen şey insanlar ona gülerken kendinin de insanlara katılması ve gülmesidir.
Sadece kendisine karşı değil toplumun diğer bireylerine karşı da kötü davrananları anlamaya başlar Charlie. En yakın iş arkadaşı patronunun kasasını soymaktadır mesela. Bunları görmekte, hissetmekte gördüklerini anlatıp anlatmamak hususunda vicdanı ile muhasebeye girmektedir.
Farkında olmasa da oldukça kötü bir çocukluk geçiren Charlie’ye annesi sahip çıkmamış, kız kardeşi dışlamış babası ise durumu kabullenip iç dünyasına çekilmiştir. Bu romandaki anne figürü benzer konuyu işleyen “Sol Ayağım” romanındaki figürün tam tersidir. Orada korumacı, verici olan anne tipi bu romanda bencil, sahiplenme duygusu olmayan bir anne rolüne bürünmüştür ve çocuk doğal olarak bundan menfi etkilenmiştir.
Romanın sonraki bölümlerinde ise deneyin kötü etkilerinin görüyoruz. Önce gelişmesi duran Charlie daha sonra önceki haline doğru gerilemeye devam ediyor. Fare Algernon ile aynı kaderi yaşamakta olan Charlie farenin ölümü ile iyice bunalıma giriyor ve ümidini kaybetmeye başlıyor. Zeki mutsuz mu olacak, önceki hayatına dönüp tekrar mutlu mu olacak? Önceki hayatına dönse bile yaşanmışlıkları ne olacak?
Anlatırken yaşatan, duygulandıran, dersler veren, düşündüren bir roman bu. Yazarının kendisine soran düşük IQ’lu öğrencisinden ilham olarak yazdığı bu eseri zevkle okuyacağınızı düşünüyorum.