Derler ki, Toposmanoğulları’ndan Ahmed Hamdi, büyük bir evliya idi. Deniz aşırı yürüyüp Hakk’a gittiğinden cenazesi olmadı.*
Şeyh Ahmed Hamdî (1843-?), Rize’nin İyidere ilçesine bağlı, günümüzde Sarayköy olarak bilinen köyde (mahallede) dünyaya gelen bir Kadirî şeyhidir.** Adı ve hayatına eserlerde sık rastlanmasa da hem şair hem de tasavvufi yönüyle tanınan Ahmed Hamdî’nin doğumuna dair ipuçlarına Kitâb-ı Keşfiyye adlı eserindeki şu dizelerden ulaşıyoruz:
Vilâyet-i Trabzon duhûlında
Kazâ-yı Rize’dir arz-ı tûlında
Kurâ-yı nakl-i nar Deniz Yalısı
Ebe’l-fakîr eşref ahâlisi
Rize meşayihinden Rizevî Ahmed Hamdi olarak da tanınan Allah dostunun Hâtemü’l-Esrâr, Risale-i Bahrü’l-Hayât ve Kitâb-ı Keşfiyye adlı üç eseri bulunmaktadır. Kadirî tarikatının adabı ve dini-şer’i hususlarını anlattığı Risale-i Bahrü’l-Hayât adlı vesilesi ile şair vasfından emin olduğumuz Ahmet Hamdi Efendi’nin, asıl adının Osman olduğunu, üç yaşında iken babadan yetim kaldığını ve annesinin kendisini Ahmet diye çağırdığından bu adla anıldığını aynı eserde “Dibace” başlığıyla kaleme aldığı bölümden öğreniyoruz.***
Tıfıl idim tamam üçe irişince henüz yaşım
Adım Osman, atam Yusuf, Kasım’dı ulu kardaşım
“Fehüve hasbuhu minke” pederim dünyadan gitti
Yetimdim validem eşfak kayırırdı garib başım
Severdi çünki şevk ile çağırırdı bana Ahmed
Bu isim ile olup mümtaz hezeran bihi nebbaşım
Ahmed Hamdî de pek çok mutasavvıf gibi küçük yaşta bazı ilâhî nimetlere mazhar oldu. Yedi yaşında iken hâlinde birtakım değişiklikler olduğunda akrabaları ona cinlerin musallat olduğunu düşündü:
Sınim seb’a saba veyken teğayyurdi veli halım
Sarardım aynı kezzağfer bozuldu ruy-ı nekkaşım
Esirger ekreb dirlerdi tesallutı bunun cindir
Teannud çaregârlerle birkaç yıl oldu uğraşım
Bulurdu canım silsilene işdi bende bilmezdim
Tükenmez ulu bir derde girişmişdi meğer başım
On altı yaşındayken, kendisinde meydana gelen bu hâlin Allâh’tan olduğunu anladı ve tarîkate intisâb etti.**** Bir ay boyunca esmâ çekti, o zamandan beri gözyaşı dinmedi:
Kaçan on altıya irdim fail-i muhtarem bildim
Nagehân bir seher esti hemin aşk oldu yoldaşım
Girup tarik-ı meydanda tutuştum esmaya bir ay
Revandır asla dinmedi o mahden beru göz yaşım
On yıl boyunca hayretler içerisinde Hakk’ın yolunu aradı, nihayetinde kalpten O’na yol buldu:
Bu hod malum tasavvuru tahayyurde idim on yıl
Mine’l-kalbi ile’l-Hakkı sebilen buldu oynaşım
Görüp tayr-ı teferrucüm beni ta’n etmesun kimse
Tesadüfte ise düşdi yerine atılan taşım
—
Fe-inne men lehu’l-hedye severler hasenat ebrar
Yakınen anı seyyie diyendir benim kardaşım
Okur her kim sözüm anlar bilür bu Ahmed’i kimdir
Sanım hayr idugin bilmez mu’teriz olan kallaşım
Rizevî Şeyh Ahmed Hamdi Efendi hakkındaki yazımız, niyaz niyetiyledir. Yazıyı oluştururken Sevinç Gülen hanımefendinin detayları dipnotlarda paylaşılmış yüksek lisans tezinden ve Rize’ye dair kıymetli eserlere imza atan İshak Güven Güvelioğlu’nun makalesinden faydalanıldı. Söz bana değil, onlara aittir. Kusurumuzun affolunması duasıyla.
dipnotlar
* Neriman Özdemir, Sarayköy **
** Gülen, Sevinç. Rizeli Ahmed Hamdî’nin Eserleri (İnceleme-Metin-Tasavvufî Terimler Sözlüğü). Yüksek Lisans Tezi, Ordu Üniversitesi, 2019
*** Güvelioğlu, İshak Güven. Rize Meşayihi. Tasavvuf: İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, yıl: 7 [2006], sayı: 17
**** Kitâb-ı Keşfiyye sayfa 19’da yer alan ‘’On yedide oldum fâ’il-i muhtâr-Atdı tîğını urdı beni Gaffâr’’ beyitinde her ne kadar bir yıl farklılık olsa da, Ahmed Hamdî, aynı eserin Hâtimetü’lKitâb bölümünde 1859 (1275)’da tarîkate girdiği zaman için net tarih vermiştir.